Özenç Hukuk Bürosu

Uyuşturucu Suçunda Araca El Konulması ve Müsadere: Araç Nasıl Geri Alınır?

Bu yazımızda, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında araca el koyma ve müsadere süreçlerini ele alacağız. Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, suç isnadı altında bulunan bir kişinin aracına el konulduğunda, bu aracın akıbetinin ne olacağıdır. Özellikle araç sahibinin suçla bağlantısının bulunmadığı durumlarda, hak kaybı yaşanmaması büyük önem taşır. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve 2313 sayılı Kanun çerçevesinde, aracın müsaderesi, iyiniyetli üçüncü kişi koruması ve araç için kasko değeri kadar teminat yatırılarak iade imkânı gibi önemli hukuki mekanizmalar bulunmaktadır. Bu kapsamda, hem el koyma sürecini hem de aracın teminatla geri alınmasına ilişkin uygulamayı anlatacağız.

Uyuşturucu İmal ve Ticareti Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunun 188 maddesinde Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu düzenlenmiştir.

1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.

(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.[77]

(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,[78]

b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,

hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.[79][80]

(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Madde kapsamında, uyuşturucu maddelerin üretimi, satışı, sevkiyatı, depolanması veya başkalarına verilmesi gibi fiiller suç olarak tanımlanmıştır. Suçun örgüt faaliyeti, kanunda sayılan kurumlara yakınlık ya da faaliyet gösterdiği işin getirdiği kolaylıktan faydalanarak işleyenler ile çocuklara yönelik işlenmesi halinde cezalar arttırılır.

Kanun, uyuşturucu suçlarında toplum sağlığının korunması ve madde bağımlılığıyla mücadeleyi öncelik olarak belirlemektedir. Ayrıca suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, elde edilen maddi menfaatler ve uyuşturucu maddeler müsadere edilir.

Uyuşturucu Suçlarında Kullanılan Araçlara El Koyma

2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanunun Ek 2 maddesinde Ceza Muhakemeleri Kanunun 128 maddesine atıfta bulunarak taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma yapılabileceğini düzenlemiştir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun işlenmesinde kullanılan araçlara, 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur.

Bu maddenin birinci fıkrasına göre elkonulan aracın;
a) Soruşturma ve kovuşturma devam ederken aynı suçun işlenmesinde tekrar kullanılması,
b) Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması,
c) Önemli miktar veya değerde uyuşturucu veya uyarıcı maddeyle ele geçirilmesi,
ç) Suçun işlenmesini kolaylaştıracak özel tertibatının bulunması,

hallerinden birinin varlığı durumunda, elkonulan araç sahibine iade edilmez. Bu durumda sahibinin, aracın değeri kadar teminatı elkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde Maliye Bakanlığına teslim etmesi halinde araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde Maliye Bakanlığı tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin araç derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde satıştan elde edilen gelirden aracın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır.[9]

İkinci fıkra hükmünün uygulanmasındaki değerden, kara araçlarında kasko değeri; deniz araçlarında tekne ve makine sigortasına esas teşkil eden değer; sigortasız araçlar ile hava ve demiryolu araçlarında ise piyasa değeri anlaşılır.”

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu kapsamında, suçun işlenmesinde kullanılan araçlara; 2313 sayılı Kanun’un Ek-2. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca el koyma tedbiri uygulanır. El konulan araç kural olarak, soruşturma ve kovuşturma sürecinin sonunda iade edilmez. Ancak, kanun koyucu araç sahibine bir istisna tanımıştır. Buna göre, araç sahibi; aracın kasko değeri kadar teminatı, el koyma tarihinden itibaren otuz gün içinde Maliye Bakanlığı’na teslim etmesi hâlinde, aracını geri alabilir.

Müsadere Kavramı

Müsadere, ceza hukuku kapsamında suçla ilişkilendirilen eşya veya ekonomik değerlerin hazineye geçirilmesini ifade eden bir güvenlik tedbiridir. Mevzuatımızda genel müsadere sistemi yasaklanmış olup, özel müsadere sistemi kabul edilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 54. maddesinde “eşya” müsaderesi, 55. maddesinde ise “kazanç” müsaderesi düzenlenmiştir.

Müsadere, cezadan bağımsız bir yaptırım niteliği taşır ve suçun işlenmesinde kullanılan, suçtan elde edilen ya da suça tahsis edilen eşya ile ekonomik menfaatlerin ortadan kaldırılmasını amaçlar. Bu bağlamda müsaderenin temel amacı, suçla mücadelede caydırıcılığı sağlamak ve suçtan doğan haksız kazançları ortadan kaldırmaktır.

Müsadere Usulü

Müsadere kararı soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimi, kovuşturma sürecinde yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından verilir. Kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re’sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir. Karara karşı istinaf kanun yolu açıktır.

Müsadere Kararı Sonrası Araç Geri Alınabilir Mi?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

AİHM’e göre mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin devlete tanınması kişilerin mülkünden yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır.

Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir.Müsadere ile suçta kullanılan, kullanılmak üzere hazırlanan veya suçtan elde edilen eşyanın mahkümiyete rağmen suçlunun elinde bırakılmamasıyla suçtan gelir elde edilmemesi, ayrıca suçla ilgili veya bizatihi suç teşkil eden eşyanın ülke ekonomisi, kamu düzeni ve güvenliği ile toplum ve çevre sağlığı bakımından arz ettiği tehlikelerin önlenmesi amaçlanmıştır. Böylece suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması, yeni suçların işlenmesinin önüne geçilmesi ve suça konu tehlike arz eden mülkün kullanılması ile dolaşımının engellenmesi hedeflenmektedir.

Ancak Türk Ceza Kanunun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmaması koşuluyla kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsadere edilebileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı, bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında müsadere kararı verilmeyebileceği yönünde bir güvence sağlanarak ölçülülük ilkesi getirilmiştir.

Müsadere tedbirinin uygulanmasında kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi bulunsa da, bu yetki sınırsız ve mutlak değildir. Müsadere kararı verilirken orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gereği mülkiyet hakkına saygı gösterilmesi zorunludur. Aksi yöndeki uygulamalar, mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliği taşıyabilecek ve hukuk devleti ilkesine aykırılığa yol açabilecektir. Bu nedenle, müsadere tedbirinin amacı ile araç arasında makul bir denge kurulmalı; suçla ilgisi bulunmayan kişilerin hakları zedelenmemelidir.

Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu husus istikrarlı şekilde vurgulanmakta; özellikle iyi niyetli üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının korunması önemle ele alınmaktadır. Müsadere tedbiri istisnai nitelikte olup cezalandırma amacıyla değil, suçtan elde edilen gelirlerin veya suçta kullanılan araçların hukuki düzen dışına çıkarılmasına yöneliktir.

SONUÇ

Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında araçlara el koyma ve müsadere uygulaması, suçla mücadelede etkin bir güvenlik tedbiri olarak mevzuatımızda düzenlenmiştir. Bununla birlikte, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale niteliğinde olduğu için bu tedbirin uygulanması; hukuk devleti, ölçülülük, orantılılık ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, müsadere tedbirinin temel amacı cezalandırma değil; suçtan elde edilen gelirlerin ve suçta kullanılan araçların hukuki dolaşımdan çıkarılmasıdır. Bu nedenle, suçla ilgisi bulunmayan kişilerin mülkiyet hakkı gözetilmeli, her olayın koşulları ayrı değerlendirilerek hak sahibi üçüncü kişilerin mağduriyeti önlenmelidir. Sonuç olarak, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin dikkatle takip edilmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve sürecin doğru yönetilmesi, araç sahiplerinin hak kaybına uğramaması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Av. Kaan ÖZENÇ

Hukuki süreçlerde hızlı ve bilinçli hareket etmek kritik önem taşır. Detaylı bilgi ve danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.