
GİRİŞ
Bu yazımızda, son günlerde basın ve yayın organlarında sıkça bahsedilen altın kaçakçılığı suçu ve el konulan altının geri alınıp alınamayacağı konusunu değerlendireceğiz.
Türk Parasının Korunması Hakkında Kanun ile kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım satımı ve kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin alım satımı, kıymetli madenlerin rafinajı ile tüm bu eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin ve tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların ülkeden ihracı veya ülkeye ithali Cumhurbaşkanının düzenleme ve sınırlama yetkisi kapsamındadır.
Yukarıda sayılan kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması hâlinde, fiilin mahiyeti itibarıyla Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturup oluşturmadığına bağlı olarak adli veya idari işlemler tesis edilir.
Kaçakçılık Suçu Nedir?
Kaçakçılık suçu, kısaca; gümrüğe tabi eşyaların vergilerinin hiç ödenmeden veya kısmen ödenerek ülkeye sokulması ya da ülkeden çıkarılması, ayrıca ithali yasak olan eşyaların izinsiz biçimde ülkeye sokulması, satılması veya satışa hazır hâle getirilmesi olarak tanımlanabilir.
Bu kanun kapsamında düzenlenen suçlar kasten işlenebilen fiiler olup kamuya karşı işlenen suçlar arasında yer aldığından takibi şikayete bağlı olmayıp re’sen tahkikat yapılmaktadır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi veya devletin güvenliğine yahut ekonomik yapısına karşı işlenmesi hâlleri, suçun nitelikli unsurlarını oluşturur.
Kıymetli Madenlerde Gümrük Limitleri Ne Kadardır?
Yolcular, Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında Türk parası olarak 185.000 TL’yi, döviz olarak ise 10.000 Euro veya eşiti efektif tutarını aşan miktarları gümrük memurlarına beyan etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte, yolcuların ticari mahiyet arz etmeyen ve kendi kullanımına mahsus olmak kaydıyla, değeri 15.000 ABD Dolarını aşmayan ziynet eşyası niteliğindeki kıymetli madenlerden ve taşlardan yapılmış eşyayı yanlarında bulundurmaları ve bu eşyayı yurda getirmeleri veya yurtdışına çıkarmaları serbesttir.
Ancak, 15.000 ABD Dolarını aşan değerde ziynet eşyasının yurtdışına çıkarılması, söz konusu eşyaların Türkiye’ye girişte beyan edilmiş olması veya Türkiye’de satın alındığının belgelendirilmesi şartına tabidir.
Altın Kaçakçılığı Nedir ?
Gümrüğe tabi eşyaların vergilerinin hiç ödenmeden veya kısmen ödenerek ülkeye sokulması veya çıkarılmasının kaçakçılık suçu kapsamında olduğunu belirtmiştik. Bir kişi beraberlerinde kendilerine ait değeri 15.000 ABD Dolarını aşmayan ve ticari amaç taşımayan ziynet eşyası niteliğinde kıymetli madenlerden ve taşlardan yapılmış eşyayı yurda giriş ve çıkışlarda üzerinde taşıyabilirler.
Kişinin beraberinde bulundurduğu kıymetli eşyaların ziynet eşyası niteliğinde olmaması ve ticari amaçla ülkeye sokulması veya yurtdışına çıkarılması durumunda, bu fiil 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında kaçakçılık suçu olarak değerlendirilecektir.
Uygulamada, yolcuların beraberlerinde şerit altın veya külçe altın getirmeleri hâlinde, bu eşyalar ziynet eşyası niteliğinde sayılmadığından, gümrük memurlarınca ilgili kişiler hakkında kaçakçılık fiiline ilişkin işlem yapılmaktadır.
Bu noktada önem arz eden husus, kıymetli eşyanın kişisel kullanım amacıyla taşınan ziynet eşyası niteliğinde olması ve değerinin 15.000 ABD Dolarını aşmamasıdır.
Kişinin yanında getirdiği kıymetli eşyanın 15.000 ABD Dolarını aşmasa dahi, beraberinde getirdiği eşyanın ziynet eşyası kapsamında değerlendirilmeyen külçe altın, şerit altın vb. Eşyalar bakımında da kaçakçılık suçu fiilinin işleneceği kaanatindeyiz.
Altın Kaçakçılığı Suçunun Cezası ve Nitelikleri Halleri Nelerdir?
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinde gümrük kaçakçılığı suçu ve bu suça ilişkin cezalar düzenlenmiştir. Kanun koyucu, anılan maddede suçun işleniş şeklini ithalat ve ihracat kaçakçılığı olarak belirlemiş ve bu fiillerin her biri için farklı yaptırımlar öngörmüştür.
Gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ülkeye altın sokan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun oluşabilmesi için, altının ülkeye gümrük idaresine bildirilmeden veya beyan dışı şekilde sokulması yeterlidir.
Ancak uygulamada altının ziynet eşyası niteliğinde olup olmaması, suçun oluşumu bakımından önem taşımaktadır. Kişinin üzerinde taşıdığı kişisel kullanım amacına yönelik altın ziynet eşyaları (örneğin takı, bilezik, yüzük gibi) gümrük mevzuatı açısından ticari nitelikte eşya sayılmaz. Bu nedenle, bu tür altınların ülkeye getirilmesi halinde kaçakçılık suçundan söz edilemez.
Buna karşılık, külçe altın, şerit altın gibi eşyaların gümrük beyanı yapılmaksızın ülkeye sokulması hâlinde, söz konusu fiil kaçakçılığı suçu kapsamında değerlendirilir. Bu durumda fail hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca cezai yaptırım uygulanır.
Kaçakçılık suçunun, bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte ya da devletin ekonomik veya siyasi güvenliğini bozacak nitelikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza arttırılacaktır.
El Konulan Altın Geri Alınabilir Mi?
Müsadere, ceza hukuku kapsamında suçla ilişkilendirilen eşya veya ekonomik değerlerin devlet hazinesine geçirilmesini ifade eden bir güvenlik tedbiridir. Mevzuatımızda genel müsadere sistemi yasaklanmış, bunun yerine özel müsadere sistemi benimsenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 54. maddesinde “eşya müsaderesi”, 55. maddesinde ise “kazanç müsaderesi” düzenlenmiştir.
Altın kaçakçılığı suçlarında, suçun işlenmesinde kullanılan veya suç konusu olan altın külçe, şerit altın, ziynet dışı kıymetli madenler ve gerekli şartların taşıması halinde bunların taşındığı araçlar el konularak müsadere edilir.
SONUÇ
Altın kaçakçılığı suçu, ülke ekonomisini ve mali sistemi doğrudan etkileyen ciddi bir suçtur. Ziynet eşyası niteliğinde olmayan, ticari miktarda veya beyan dışı altınların ülkeye sokulması hâlinde 5607 sayılı Kanun kapsamında cezai sorumluluk doğar. Suçla bağlantılı altın ve araçlar ise müsadere edilerek devlet mülkiyetine geçirilebilir.
Bu nedenle yolcuların, beraberlerinde taşıdıkları kıymetli eşyaları gümrük mevzuatına uygun şekilde beyan etmeleri hem cezai yaptırımla karşılaşmamaları hem de eşyalarının müsaderesi riskini önlemeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin dikkatle takip edilmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve hak kaybına uğramaması bakımından sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi tavsiye edilmektedir.
Av. Kaan ÖZENÇ
Hukuki süreçlerde hızlı ve bilinçli hareket etmek kritik önem taşır. Detaylı bilgi ve danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
